küçük ağzını annenin memesine dayayip süt emdin. o zamanlar olanları hatırlayamıyorsun ama çok şey oldu, zayıftın, senin dünyaya gelmene araç olan insanlara öyle bağımlıydın ki onların varlığını bir an hissetmediğinde bile dehşete kapıldın. geceleri uyandın bazen ve bir baktın ki her yer kapkaranlıktı ve bazen kimse yoktu. açık gözlerin boşluğu gördü belki ilk kez o zamanlar. boşluk öyle boştu ki başkalarının varlığı çok önemliydi. sana bakan, seni izleyen bir çift göz bazen herşey demekti.
insansın. bir anda olmadın, öyle zavallı hallerden geçtin ki şu anda sana güçsüz görünen bazı hayvanlar bir bebeğin zayıflığını asla yaşamazlar, bunu hissedemezler. sana şimdi bir yetişkinken gücünü veren hiçbir şey o zamanlar yoktu. ama bu hayatın ironisi budur işte, tüm güçlü yanlarımız bir bebeğin ilk zamanlardaki zayıflıklarının üstüne kurulur. her birimiz pamuktan bir temele oturtulmuş devasa gökdelenler gibiyiz.
ağladığın zaman utanma. ezilmiş, horlanmış, yanlız kalmış, itilmiş, unutulmuş hissettiğinde utanma. bunların kat be kat fazlasını hissederek büyüdün. ama unuttun şimdi. çevrendeki tüm algılanabilir dünya sana o temel zayıflıklarını unutturdu. hatırla demiyorum, zaten bu da mümkün değil. ama kendine çok da sert davranma, insansın sonuçta, tüm zaafların ve zayıflıklarınla birlikte güzelsin.
Devious Comments
--
Life is a set of obligations...
Previous PageNext Page